Radio WRC - Dinlemek için Tıklayınız
"BM olarak arabulucu olmayacağız"
"BM olarak arabulucu olmayacağız"

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un Kıbrıs özel danışmanı Alexander Downer, Kıbrıs üçlü görüşmesine iliÅŸkin olarak, ”Evet ÅŸu ana kadar olumlu ve verimli oldu, son derece iyi geçti, bekleyip göreceÄŸiz” dedi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas'la New York'un Long Island bölgesinde Manhasset kasabasında yaptığı üçlü görüşmenin ilk günü sona erdi.

Downer basına kapalı yapılan görüşmelerin ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
BM'nin iki tarafa aralarındaki anlaşmazlıkları aşmak için öneri sunup sunmayacağının sorulması üzerine, Downer, ''Başından beri söyledik, bu müzakere sürecinde hakem ya da arabulucu olmayacağız, ama mümkün olduğunca yardımcı olmaktan memnunuz. Bu yüzden öneri sunmadık, bizim yaptığımız, iki tarafla pozisyonları hakkında geniş bir şekilde konuşmak, ve diğer tarafın pozisyonunu da onlarla konuşmak, böylece iki tarafın pozisyonlarının daha fazla anlaşılmasını sağlamak. Günün sonunda, taraflar kendi yakınsamalarını kendileri yapacaklar. BM onlara hiçbir şey dayatamaz, böyle bir niyetimiz yok'' diye konuştu.

Görüşmelerde ''al-ver'' sürecinin başlayıp başlamadığının sorulması üzerine Downer, ''Bakın bu soru bana Kıbrıs'ta da soruldu, bu kelimelerin dildeki anlamlarıyla ilgili (semantik) bir konu'' dedi. Liderlerin iki tarafın farklı olan pozisyonlarına baktıklarını ve bu tutumlara göre biryerlere varmaya çalıştıklarını belirten Downer,

''O yüzden buna ne ad verirseniz verebilirsiniz, bu tür isim tartışmalarına girmekten kaçınmaya çalışıyoruz'' dedi.

Görüşmelerde yönetim ve güç paylaşımı konusunda gelişme olup olmadığının sorulması üzerine ise görüşmelerin detaylarıyla ilgili bilgi veremeyeceğini belirten Downer, görüşmelerin olumlu, verimli ve azimli geçtiğini yineledi. Downer, ''Bunlar sadece benim değil, iki tarafın da sözleri, sanıyorum görüşmeleri son derece olumlu ve yararlı buldular. Görüşmeler bugün de devam edecek'' dedi.

Greentree'nin ''gerilimi yumuşatmak ve süreci hızlandırmak için özellikle mi seçildiğinin'' sorulması üzerine ise Downer, BM Genel Sekreteri Ban'ın ve BM'nin, Greentree çiftliğini başka toplantılar ve konferanslar için de zaman zaman kullandığını, üçlü görüşmeler için de burayı seçmesinin ve iki günlüğüne liderleri buraya davet etmesinin yine Genel Sekreterin kararı olduğunu, iki liderin bu geceyi burada geçireceklerini, böylelikle ana konulara odaklanmak için zamanları olacağını söyledi. Liderlerin de bu kapsamda burada bulunmaktan memnun olduklarını belirten Downer, bu görüşme yerinin alternatifinin Genel Sekreterin BM'deki konferans salonu olduğunu, buranın ise daha uygun bir mekan olduğunu düşündüklerini söyledi.

''Şu ana kadar görüşmelerin umut verici olup olmadığının sorulması üzerine Downer, ''Evet şu ana kadar olumlu ve verimli oldu, son derece iyi geçti, bekleyip göreceğiz'' diye konuştu.

Bu görüşmelerin ardından BM'nin bir yol haritası üzerinde durup durmayacağının sorulması üzerine, Downer, bu görüşmelerin sonunda ne olacağını Genel Sekreterin açıklayacağını, bunun da ya bugün gece ya da daha büyük ihtimalle Salı günü olacağını vurguladı.

Görüşmelerdeki ''formatla'' ilgili bir soru üzerine ise Ban, Genel Sekreterin liderlerle ve özel temsilcileriyle görüşmelerine aynı salonda kahvaltıyla başladığını, daha sonra resmi görüşmelere geçildiğini belirtti.
Genel Sekreter Ban'ın Greentree'den ayrılmasının ardından BM ekibinin önce Kristofyas ve ekibiyle, ardından da Eroğlu ve ekibiyle ile ayrı ayrı görüştüğünü bildiren Downer, BM uzman ekiplerinin de hem Rum, hem de Kıbrıslı Türk uzmanlarla görüştüklerini anlattı.

Downer, ''Tüm gün boyunca iyi bir görüş alışveriş süreci yaşandı'' dedi.

-"Toplantıdan birşeyler çıkmasını istedik"

Toplantıda ''neler başarıldığının ve neden sadece iki gün toplantı yapılacağının sorulması üzerine'', Downer, ''Aslında bugünkü görüşme sadece birkaç saat olacaktı, ama daha sonra Genel Sekreter bu toplantıdan gerçekten birşeyler çıkmasını istedi, sadece Cenevre'de ve New York'taki gibi bir toplantı olsun istemedi, o toplantılar 3-4 saat sürmüştü, bunda daha çok zaman olsun istedi'' diye konuştu.

Genel Sekreterin odaklanması gereken pek çok başka konu olduğunu, aynı şekilde iki liderin de pek çok konusu ve yapması gereken pek çok şeyi olduğunu söyleyen Downer, ''Bu iki gün bu meselelere odaklanmayla geçecek. Görüşmelere ilişkin söylediklerimi de abartmıyorum, ben toplantıların olumlu, verimli ve azimli, gayretli geçtiğini söyledim. Buradaki atmosfer son derece olumlu oldu, müzakereler verimli oldu. Azimli görüşmeler oldu, zaten bu tür müzakerelerde de ihtiyacınız olan budur'' dedi.

Toplantının sonunda Genel Sekreterin basına açıklaması sırasında iki liderin yanında bulunup bulunmayacağına yönelik bir soru üzerine ise Downer, bu konunun henüz karara bağlanmadığını, Cenevre ve New York'taki daha önceki görüşmelerde liderler yanındayken Genel Sekreterin basına açıklama yaptığını, bu sefer de bu şekilde olmaması için bir neden bulunmadığını, bunun bir mesele olmadığını söyledi. Liderlerin isterlerse Ban Ki-mun'un açıklamasını yaparken yanında durabileceklerini, bundan da (BM olarak) memnuniyet duyacaklarını ifade eden Downer, ''Dürüst olmak gerekirse o detaya henüz girmedik, bunu düşünmedik bile'' diye konuştu.

Dolaylı görüşmelerinin şimdi neden yapıldığına yönelik bir soru üzerine ise Downer, ''İkisini de yaptık, hem üçlü görüşme, hem de ayrı ayrı görüşmeler yaptık. Bence bu tür karışık tarzda görüşmeler oldukça iyi şekilde gidiyor. Biz her zaman farklı birşeyler düşünmeye çalışıyoruz, süreci ileri götürmek için her zaman yaratıcı ve yapıcı yollar düşünüyoruz. BM Güvenlik Konseyine olan yükümlülüklerimizi yerine getirmemiz lazım'' dedi.

Dolaylı görüşmelerin, BM'nin iki taraf arasındaki farklılıkları aşmaya çalışan önerilerde bulunduğu anlamına mı geldiğinin sorulması üzerine ise Downer, ''Biz tarafların dediklerini dinliyoruz, onların düşüncelerini onlarla tartışıyoruz, onlarla geniş kapsamlı görüşmeler yapıyoruz, bu öneri sunmakla aynı şey değil'' dedi.

-KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ertuğ-

Görüşmelerin sonunda Türk gazetecilerin sorularını kısaca yanıtlayan KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Osman Ertuğ da görüşmelere hep umutlu ve olumlu baktıklarını belirterek ''Ümidimiz ilerleme ve hatta bir uzlaşıya ulaşılabilmesidir, biz (çözüm yönünde) ümidimizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz, şu an B planlarına değil, Kıbrıs görüşmelerine yoğunlaşıyoruz'' diye konuştu.

-Üçlü görüşmeler bugün devam edecek-

New York görüşmelerinin ilk gününü tamamlayan iki lider ve müzakere heyetleri, geceyi geçirdikleri Greentree çiftliğinde bugün de tam gün görüşecekler. Liderlerin sabahtan yine Downer ve BM ekipleriyle görüşmeler yapmaları, ardından yerel saatle 15.00'de (TSİ 21.00) Ban Ki-mun'un Greentree'ye gelmesiyle birlikte üçlü görüşmenin başlaması ve yaklaşık 6 saat sürmesi bekleniyor.

Genel Sekreter Ban'ın görüşmelerin sonunda aynı gece Greentree'de mi, yoksa BM genel merkezinde Salı günü mü basına açıklama yapacağı ise henüz belli değil.
Bugünkü görüşmeler de tüm gün basına kapalı yapılacak.

(AA) 

Related posts:

Rusya Ve Belarus BirleÅŸiyor
 Esma Esad'a Avrupa BirliÄŸi'nden ÅŸok
Twitter bir ÅŸirketi ne hale soktu
HABER BİLGİLERİ
Bu haber 31 Ekim 2011, 07:43 tarihinde Dünya kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber Kez OkunmuÅŸ..
PAYLAÅž
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler
ADVERTORİAL
Kültür Sanat Ve Etkinlikler
Ağaçlar kitap açtı

Ağaçlar kitap açtı

Kocaeli Kitap Fuarı açılışı için yürüyüş yolundaki aÄŸaçlara 3 bin kitap asıldı. Ziyaretçiler birkaç dakika içinde kitapları topladılar. Kapılarını yarın 5′inci kez açacak olan Kocaeli Kitap Fuarı’nı tanıtmak amacıyla bu sabah İzmit kent merkezinde Yürüyüş Yolu’ndaki aÄŸaçlara poÅŸetler içine asılan 3 bin kitap, okula giden öğrenciler ve diÄŸer vatandaÅŸlar tarafından birkaç dakika içinde kapışıldı. Tanıtım töreni için ikinci kez aynı aÄŸaçlara asılan 2 bin kitap da kısa sürede vatandaÅŸlar tarafından toplandı. Kocaeli BüyükÅŸehir Belediyesi’nin düzenlediÄŸi ve bu yıl 5′incisi gerçekleÅŸtirilecek olan Kocaeli Kitap Fuarı yarın açılıyor. 19 Mayıs’a kadar sürecek olan fuarın tanıtımı amacıyla geçen yıllarda olduÄŸu gibi bu yıl da bir gün önceden Yürüyüş Yolu’ndaki çınar aÄŸaçlarına geceden iplerle 3 bin kitap asıldı. Kent merkezindeki Hürriyet ve Cumhuriyet caddeleri arasındaki Yürüyüş Yolu’ndan sabah okula gitmekte olan öğrenciler, bu kitapları isteyenlerin alabileceÄŸini bildikleri için, daha tören bile yapılamadan saat 07.30′da birkaç dakika içinde tüm kitapları topladı. Aralarında dünya klasiklerinin de bulunduÄŸu roman ve çocuk kitaplarından oluÅŸan kitaplar bir anda kapışılırken, belediye yetkilileri bu kez tören için 2 bin kitap daha astı. Ancak o kitaplar da bu kez vatandaÅŸlar tarafından kısa sürede toplandı. Kitap fuarı yarın kapılarını açıyor Related posts:Sarkis'ten 5 bin metrekarelik sergiKılıçdaroÄŸlu'nu büyüleyen gösteriKate Winslet evlendi! Devamı →[Devamı]
Guardian’ın en iyilerinden biri “Türkiye’den”

Guardian’ın en iyilerinden biri &#...

İngiliz The Guardian gazetesi, fotoÄŸraf sanatçısı Gürcan Öztürk’ün Hıdrellez Åženlikleri’ni konu alan fotoÄŸrafını “dünyada günün en iyi fotoÄŸraflarından birisi” olarak seçti. “FotoÄŸraflarla 24 Saat” baÅŸlığı altında o güne ait dünyanın en iyi fotoÄŸraflarını derleyen gazete, 6 Mayıs’ta hazırladığı galerisinde Türk fotoÄŸraf sanatçısı Gürcan Öztürk’ün bir fotoÄŸrafına da yer verdi. Öztürk’ün, Hıdrellez Åženlikleri’ni konu alan Edirne Kemikçiler Mahallesi’nde çektiÄŸi fotoÄŸraf dünyada günün en iyi fotoÄŸraflarından biri seçildi. Gürcan Öztürk’ün çektiÄŸi fotoÄŸraflar Guardian’ın yanı sıra Los Angeles Times ve ABC’de de yayınlandı. Gürcan Öztürk kimdir? Related posts:Barış Manço'nun evi müze oldu!Troia Antik Kenti BBC'de tanıtılacakMartelly, Iglesias ile düet yaptı! Devamı →[Devamı]
“Sınıf Mücadelesi” yakında baÅŸlıyor

“Sınıf Mücadelesi” yakında b...

Bir zar atıp sermaye sahibi ya da işçi olabilirsiniz. Bu “Sınıf Mücadelesi” oyununun baÅŸlangıç adımı. “Kader” diye bir kavram varsa, hayatta olduÄŸu gibi bu oyunda da belirleyici olduÄŸu tek an bu zarın atıldığı baÅŸlangıç anı. Sonrasında ise “rasyonel” kararlar ile ittifaklar yaparak kazanımlar elde ederek ilerleyip “devrim” yapmanız bekleniyor. Toplumda sınıfların arasındaki gerçek mücadeleyi model alan “Sınıf Mücadelesi” oyununda bireyler deÄŸil sınıflar var. İlk zarı atarak sınıfı belirlenen oyuncular, işçiler, kapitalistler, köylüler, küçük esnaf, beyaz yakalılar ya da öğrenciler olarak oyun tahtasının çevresinde hamlelerini yapıyor. İşçiler, kapitalistler, köylüler, beyaz yakalılar… Related posts:Sarkis'ten 5 bin metrekarelik sergiJames Bond'a özelAynı sahnedeler!  Devamı →[Devamı]
“Zararsız” silahlar

“Zararsız” silahlar

Sanatçı Sonia Rentsch’in bitkilerden hazırladığı “Zararsız Silahlar” çalışması, silahların soÄŸukluÄŸunu ortadan kaldırıyor. MNetBanner('cnnturk_sanat_textlink'); new TWTR.Widget({ version: 2, type: 'search', search: 'silah OR Sonia Rentsch', interval: 6000, lang: 'tr', title: 'Bu Haberle İlgili Twitter\'da Ne KonuÅŸuluyor?', subject: 'Bu Haberle İlgili Twitter\'da Ne KonuÅŸuluyor?', width: 585, height: 200, theme: { shell: { background: '#8ec1da', color: '#ffffff' }, tweets: { background: '#ffffff', color: '#444444', links: '#1985b5' } }, features: { scrollbar: false, loop: true, live: true, hashtags: true, timestamp: true, avatars: true, toptweets: true, behavior: 'default' } }).render().start(); Servisler » iPhone Related posts:Demokrasinin 7 kriterinde gerideyizAriel Åžaron'un hayatı beyaz perdeye taşınıyorGangnam'cı PSY'dan yeni ÅŸarkı müjdesi Devamı →[Devamı]
Gırgır ve Penguen’de bu hafta

Gırgır ve Penguen’de bu hafta...

Türkiye gündemini haberlerle takip etmeye alışıksanız, bir de çizerlerin gözünden bakmayı deneyin. MNetBanner('cnnturk_sanat_textlink'); new TWTR.Widget({ version: 2, type: 'search', search: 'Karikatür OR penguen OR Gırgır', interval: 6000, lang: 'tr', title: 'Bu Haberle İlgili Twitter\'da Ne KonuÅŸuluyor?', subject: 'Bu Haberle İlgili Twitter\'da Ne KonuÅŸuluyor?', width: 585, height: 200, theme: { shell: { background: '#8ec1da', color: '#ffffff' }, tweets: { background: '#ffffff', color: '#444444', links: '#1985b5' } }, features: { scrollbar: false, loop: true, live: true, hashtags: true, timestamp: true, avatars: true, toptweets: true, behavior: 'default' } }).render().start(); İlgili Konular » Penguen Related posts:Karikatürlerle Türkiye-AB iliÅŸkileriMadonna İstanbul'a geldi!OSMAN AKKUÅžAK’IN YAZARLIÄžININ 60. YILI KUTLANDI Devamı →[Devamı]
Anket
3. Dünya Savaşı Sizce Nerede Başlayacak
Kafkasya
OrtadoÄŸu
Afrika
Asya
Avrupa
Yazarlarımız
Osiris 1. Bölüm

admin

Osiris 1. Bölüm

  Çanakkale’nin yirmi kilometre doÄŸusunda,baraj gölüne bakan oldukça yüksek bir tepede bir kale vardı.Bu kaleyle ilgili çeÅŸitli söylenceler anlatılırdı.Bu kalenin adı Åžeytan kalesiydi.Söylenceye göre gizemli bir Dünyaya giriÅŸin kapısını saklamaktaydı Åžeytan kalesi.Bu öyle bir Dünyaydı ki,girenlerin bir daha çıkamadığı anlatılmaktaydı.Yine anlatılanlara göre,bu kapı yılın bir günü,belli bir saatte açılır ve iki dakika sonra kendiliÄŸinden kapanırdı.Kapının açılış gününü ve saatini kimse bilmezdi.Kapının ardında yüzlerce kilometre uzunluÄŸunda karanlık dehlizler olduÄŸu söylenirdi.ÇocukluÄŸumdan beri ilgimi çekerdi Åžeytan kalesi.Motoruma atlar,gider sağını solunu incelerdim.Dik kayalara oyulmuÅŸ bir kaleydi.Denizden uzak ve metrelerce yüksekte olmasına karşın,o zamanlar iskele olarak kullanıldığı belli olan bir bölümü vardı.Gemi baÄŸlama yerleri bile hala belli oluyordu.Bir kaç kere babama soruÅŸtum,hikaye o anlatılanlar diyerek geçiÅŸtirmiÅŸti.Ama dikkat edince gözlerinde belli belirsiz bir tedirginlik sezmiÅŸtim.Babam birÅŸeyler biliyordu ve benden gizliyordu,bunu hissediyordum,ama ne olduÄŸunu çözemiyordum. Yıllar hızla tükenmiÅŸ,ben gençleÅŸtikçe babam yaÅŸlanmıştı.Bir gece odamda otururken babam yanıma geldi ve söyleyeceklerimi hiç bir ÅŸey sormadan dinle dedi.Ben meraklı gözlerle babama bakıyordum.Parmağındaki yüzüğü çıkardı ve bana uzattı.Tak bunu dedi.Yüzük ben bildim bileli babamın parmağındaydı.Her ne olursa olsun o yüzüğü çıkardığını görmemiÅŸtim.İlk defa yüzüğe dikkatli bakıyordum.Metal bölümü tuhaf bir metalden yapılmıştı.Kırmızı bir taşı vardı.Metal bölümünde tuhaf kabartmalar vardı.Babam yüzüme baktı ve ne olursa olsun bu yüzüğü sakın parmağından çıkartma dedi.Bilmen gereken herÅŸeyi bu yüzük sana öğretecek.Hiç bir canlının göremediÄŸini görecek,duyamadığını duyacaksın.Yarın gece saat gece yarısını üç geçe kapı açılacak.Ve sen o kapıdan geçeceksin.Aylarca yol gitmen gerekecek,her elli kilometrede bir su ve gıda bulabileceÄŸin bölümler olacak.Seni kalenin kapısında bir at bekleyecek.Kapıdan o atla geçeceksin ve yoluna onunla devam edeceksin.Bu yüzük karanlığını aydınlatacak.Tarihi tersine yürüyecek ve gerçeklerle yüzleÅŸeceksin.Yolun sonunda kendi geleceÄŸini göreceksin. Babam sözünü bitirdiÄŸinde yüzünü büyük bir hüzün kaplamıştı.Hazırlıklarına baÅŸla istersen kıvırcığım dedi,ayrılık vaktine az kaldı.BaÅŸka hiç bir ÅŸey söylemeden odadan çıktı.Annemin de belli ki bu olaydan haberi vardı.MutfaÄŸa gittiÄŸimde aÄŸlamaktan kanlanmış gözleriyle bakıyordu yüzüme.Yanına birÅŸeyler hazırladım dedi.Anne neler oluyor dedim.Annem gözlerime bakarak,bunu orada öğreneceksin dedi.Burada bilmen gerekenleri baban sana anlattı.Åžunu unutma diye ekledi,bütün güç parağındaki yüzükte.O seni koruyacak ve yol gösterecek.Ne olursa olsun o yüzüğü çıkartma.Åžimdi yat uyu ve dinlen dedi.Peki anne diyerek odama çekildim.Yanıma alacağım çantayı hazırladım ve yatağıma uzandım.Uyandığımda gün çoktan yarı olmuÅŸ,güneÅŸ yükselmiÅŸti.Annem ve babam kahvaltı için beni bekliyorlardı.Sofrada bir daha sizi hiç göremeyecekmiyim ben dedim.İkisi de yüzüme hüzünle baktılar.KonuÅŸmalarına gerek yoktu,anlamıştım.Artık hiç birimiz konuÅŸmuyorduk.Bir yanda annem ve babamdan ayrılmanın hüznü,diÄŸer yanda karşılaÅŸacağım dünyanın merakı.Karmakarışıktı duygularım.Ben nasıl gideceÄŸim oraya dedim.Annem,baban seni motorla bırakacak dedi. Zaman hızla geçmiÅŸ,saat gelmiÅŸti.Çantamı ve annemin hazırladığı yiyecekleri aldım.Annemle sarılışıp öpüştük.Babam,biz de burada vedalaÅŸalım kıvırcığım,orada vaktimiz olmayacak dedi.Bütün evi yoÄŸun bir hüzün kaplamıştı.Derken yola çıktık.Saatler tam geceyarısını gösterdiÄŸinde babam beni Åžeytan kalesine bırakmış ve geri dönmüştü.Ay dolunaydı,gökyüzü yıldızlarla kaplıydı.Hava ılıktı ve hafif bir rüzgar esiyordu.Tarih 2012 yılının Haziran ayının 13. günüydü. Yıldızlara dalıp gittiÄŸim bir anda,bir gürültüyle irkildim.Karşımdaki kayalar haraket etmeye baÅŸlamıştı.Parmağımdaki yüzüğün kırmızı taşı yoÄŸun bir ışık yaymaya baÅŸlamıştı.Sanki birden her taraf ışıl ışıl aydınlanmıştı.Kayalar açıldığında içinden bana doÄŸru gelen simsiyah bir at belirdi.Ve önüme gelip durdu.Hayatımda hiç bu kadar güzel bir at görmemiÅŸtim.Atın eÄŸeri ve koÅŸumları sarı ipekle kaplanmıştı.Yeleleri ay ışığında pırıl pırıl parlıyordu.Birden kendimi atın üstünde buldum ve açılan kapıdan bir anda içeri girdik.Kayalar arkamızdan tekrar kapanıyordu.Yüzüğün yaydığı ışık içersini aydınlatıyordu.Koyu karanlık bir sonsuzluÄŸun içinde yolalmaya baÅŸlamıştık.Bir ses yolculuk baÅŸladı,dedi.ÅžaÅŸkınlıkla etrafıma bakındım,kimse yoktu.Neden sonra hayretle atın konuÅŸtuÄŸunu anladım.Sen konuÅŸabiliyorsun dedim.Bütün canlılar konuÅŸur,sadece birbirlerini anlayamazlar,parmağındaki yüzük sana tüm evrenin dilini anlama ve konuÅŸma yeteneÄŸi veriyor dedi.Adın var mı senin dedim.Evet Sergei dedi,benim adım Kalamalka.Nereye gideceÄŸimizi biliyormusun diye sordum.Evet dedi,sen sadece rahatına bak,gerisini sorma. Ne kadar yol aldığımızı düşünürken,Kalamalka’nın mola zamanı demesinden elli kilometre gittiÄŸimizi anladım.Burası bir yeraltı kaynağının yanında küçük bir çayırlıktı.ÇeÅŸitli meyve aÄŸaçları vardı.Kalamalkadan indim,elimi yüzümü yıkadım.Su sıcaktı.Bu su sıcak içilmez dedim.Yüzüğünü suya tut dedi.Yüzüğü suya tuttuÄŸumda yüzükten tuhaf bir enerji yayılmaya baÅŸladı.Az sonra baktığımda su buz gibi olmuÅŸtu.Kendim ve Kalamalka için meyve topladım.Karnımız doyduktan sonra tekrar yola koyulduk.Çok hızlı yolalıyorduk,sanki rüzgarla yarışıyorduk.Ne güneÅŸ doÄŸuyor,ne gece oluyordu.Karanlık bir dehlizde 2012 yılından hızla uzaklaşıyordum.Zaman kavramını yitirmiÅŸtim.Saatler,günler,aylar,yıllar anlamsız birer kavram haline dönüşmüştü.Bir süre sonra Kalamalkayla dehlizdeki yolculuÄŸumuza baÅŸlayalı ne kadar olmuÅŸtu onu bile unutmuÅŸtum.Tek gerçeklik yaÅŸadığım andı.Ne geçmiÅŸ ne gelecek artık yoktu.Karanlık bir dehlizin içinde sonsuzluÄŸa yolalıyordum.   Sergei Ardzinba Related posts:Çerkes Soykırımı ve Sürgün Belgeleri 1Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti - 1. Bölümİran'la Müzakerede ABD'nin Tutumu İsrail Güdümlü Devamı →[Devamı]
Cennetin Kapıları

Hümeyra Ardzınba

Cennetin Kapıları

WRC Güncel Haber / Hümeyra Ardzınba   Cennetin kapıları açıldı… Ölüm mü yaÅŸam mı bilemedi ahalisi. Bir kısmı gitti dönemedi, bir kısmı gitti döndü-dönemedi… Aitlik neydi, insanı insan yapan kendi mi? Yoksa insan kendini hep olduÄŸundan fazla mı önemsedi. Cennetin kapıları açıldı. Tanrı kullarıyla paylaÅŸtı. Kullar anlaÅŸamadı… Kafkasya oluk oluk kan, kırmızıdan yeÅŸeren çimen vahÅŸi elinde haram. Geç kalınmış bir yolculuÄŸun notlarından Canlar Ülkesi Canımın Ülkesi Abhazya… Her ÅŸey üç kiÅŸilik bir masada baÅŸlıyor. Biri gidecek kiÅŸi, diyor ki; hadi beraber gidelim. Karar veriliyor, hazırlıklara geçiliyor. Banka, pasaport, uçak bileti, vize derken bakmışız Soçi Adler’deyiz. Sadece 1.5 saat süren bu yolculuk insana mesafelerin ne kadar anlamsız olduÄŸunu tokat kadar beklenmedik biçimde kanırtıyor. BilmediÄŸin bir dünyaya hoÅŸ geldin diyor Ruslar… SoÄŸuk ve yılgın halleri insanı ürpertiyor,  eskimiÅŸ sistemleri yoruyor. Neyse ki çabuk çıkıyoruz o limandan, sırt çantalarımız ve kafamız, alıp gidiyoruz sınırları geçmeye. Kalabalık, yaÄŸmur var. Seda’nın uyarılarını dikkate aldığım için mutluyum, yaÄŸmurlukla gelmenin verdiÄŸi garip bir haz ‘’ ben buraları bilirim’’ edasını veriyor bakışlarıma. Bekliyorum, konuÅŸuyorum, paylaşıyorum. Ancak söyleyemediÄŸim bir ÅŸey var kendi kendime tekrarlıyorum. ‘’Ben kendi haddimden geçiyorum’’ Ardzınba Kulah’ın dökemediÄŸi yaÅŸları taşıyorum. YorulduÄŸumda yaÄŸmura bırakıyorum, gözümün yaşını. Gülümsüyorum… Koca gözlü bir kız çocuÄŸuyken merhaba dediÄŸim sesler ve hecelere ket olmuÅŸ dilim. KonuÅŸamıyorum. Beden ifadelerini ve ruhunu anladığım insanlara ‘’  Ben geldim’’ diyemiyorum. Diyemiyorum sınırımdan geçerken, sınırlarımı aÅŸtığımı. Üşüyorum… İnsanlar yabancılık çektiklerinde ve yalnız hissettiklerinde üşürler… Oysa ki; yalnız deÄŸilim. BaÅŸka bir sebebi olmalı üşümemin. Öyle bir sebep olmalı ki bu üşümeyi neden sevdiÄŸimi de anlayabilmeliyim. Düşünüyorum… Ve artık sınırsızım… Kalbimde ÅŸeffaf bir delik. Minik ama öldürücü bir boÅŸluk. Yaradanın nefesiyle dolmaya hazırlanıyor. O üfledikçe ben üşüyorum… ‘’Ben kendi haddimden geçiyorum’’ Mavi gözlü, sarışın bir adam Tofik… Penceresiz, klimasız bir araç ile kendimi keÅŸfe baÅŸlıyorum. Yanımda insanlar, dışımda sesler, içimde serin nefesi. Yorgunum, ama görmeliyim belki bir daha göremem diyorum. İlk cümlem ‘’ Aynı bizim oralar gibi’’ Bizim orası? Düzce? GeçrıpÅŸ, TsandrıpÅŸ, Gagra, Pitsunda, Gudauta, Afon Cıts, EÅŸera? Sohum! Sabahın ilk ışıklarıyla geniÅŸ sokaklarda saÄŸlı sollu aÄŸaçlar selamlıyor bizi… Duraklarda bir iki insan, anneme babama benzeyen, koyu renk kıyafetli bunlar ve gösteriÅŸten uzak. Ve, tüm ıssızlığa raÄŸmen korkusuz bekliyorlar 1960’ lardan kalma markasını umursamadığım turuncu otobüsleri. Birkaç cılız sokak köpeÄŸi, yabani atlar ve bolca başıboÅŸ sığır görüyorum saÄŸda solda. Sonra gerçekten kara bir deniz sınırsızmışçasına ve gökyüzü ve orman ve düşlerimde bile hissetmediÄŸim bu duygu. -          Hızlı gitme Tofik, ya bir daha göremezsem! Related posts:Çerkes Soykırımı ve Sürgün Belgeleri 5Anadolunun ve Dünyanın İlk Kadın Sivil Örgütü : Bacıyan-ı Rum OÅŸhamafe'nin Özgürlük AteÅŸi Devamı →[Devamı]
Yorumlar
Video Galerisi
WRC Sinema
Login